Neden ‘Kabul’ Ederiz/Etmeyiz….

0
571

Hayatımızda karşımızdaki kişilerle olan ilişkilerimizi yönetme gibi bir dürtüye istemeden
teslim oluruz. Daha da garip olan, kafamızda canlandırdığımız davranış modelini
görmek isteriz. Aslında ana sorun, karşımızdaki kişiyi göründüğü gibi görmeyip,
hayalimizdeki gibi olmasını isteriz. Ne yazık ki hayatın olağan akışında fazla
üstünde durmadığımız durumdur bu ‘kabul’. Anlayacağınız ‘kabul’ sorunumuz vardır.

Aslında ‘Kabul’ bir vitamindir. Hepimiz, olduğumuz gibi kabul edilmeye açlık duyarız. Birlikte olduğumuzda gevşeyebilece­ğimiz birini isteriz. Pek azımız genel olarak dış dünyayla iliş­kilerimizde tamamen “kendimiz” olma cesaretini gösteririz. Ancak yanındayken kendimiz olabileceğimiz, birlikteyken kendimiz olmayı göze alabileceğimiz birini isteriz, zira onun bizi kabul edeceğini biliriz.

Gariptir, başkalarını kabul eden ve onları oldukları gibi beğenenler, başkalarının
davranışlarını iyi yönde değiştirme­de en başarılı olanlardır. Başka insanların nasıl davranmaları gerektiği üzerine katı kişisel kurallar oluşturmayınız. Karşınızdakine “kendi olma hakkını” tanıyınız. Biraz tuhaf bir insansa, bırakın öy­le olsun. Sizin her yaptığınızı yapmasını ve her beğendiği­nizi beğenmesini beklemeyiniz. Sizin yanmazdayken rahat­lamasını sağlayın.Bir psikologun ifade ettiği gibi;

“Hiç kimse, bir diğerini yeniden biçimlendirme kudretine sahip değildir; ancak, kar­şınızdakini olduğu gibi beğenmekle, ona kendisini değiştir­me gücünü vermiş olursunuz’’.

Psikanalistler insanların daha iyi olmalarına nasıl yardım ederler? Hasta kendisini olduğu gibi kabul edecek birisini bulmuştur. Yaşamında ilk kez; korkularını, utandığı şeyleri açığa çıkarır ve doktor da şaşkınlık, dehşet ve ahlaki yargıla­ma göstermeksizin dinler. Tüm “utanç verici” özelliklerine ve kusurlarına rağmen onu kabul eden bir insanoğlu bulduğu için, kendisini kabul edilebilir görür ve yeniden daha iyi bir yaşama doğru yoluna devam eder. Bir psikanalistin dediği gi­bi: “Eğer insanlar ‘kabul’ konusunu gerçekten uygulasa, çok kısa sürede işimizden oluruz.”

Herkesin açlığını duyduğu birinci sihirli şey kabuldür. Tüm dünyaya karşı duran, insanların en acımasızı dahi, ken­disinin kabul görmesine gereksinim duyar. Örneğin; Hitler et­rafına kendisini beğenmekte olan insanlardan ufak bir gurup toplar ve her gittiği yere onları da beraberinde götürürdü. Gençlik çeteleri; toplumun başka kesimlerince ya da ailelerince kabul görmeyen bu çocukların,
çete üyelerince kabul görerek biraz kişisel önem, biraz da ait olma duygusu kazan­maları sonucu ortaya çıkmaktadır.

İnsanları oldukları gibi kabul ederseniz onlar sizden şu beş mesajı almış olurlar:

-Ben varım.

-Ben doğalım

-Seviliyorum

-Değerliyim.

-Güvenebilirim.

Eğer oldukları gibi kabul etmezseniz bunların tersini al­gılarlar.

-Ben yokum

-Ben doğal değilim.

-Sevilmiyorum.

-Değerli değilim.

-Güvenemem.

Yapmanız gerekenler, insanları oldukları gibi kabul edin. Kendileri olmalarına izin verin. Sizin kendisini beğenmeniz için kusursuz olmasın­da ısrarcı olmayın. İnandığınız doğruları yaşaması adına ona baskı ve diretme uygulamayın. Aynının yapmasını bekleme­yin.
Her şeyden önemlisi kabul konusunda pazarlığa girme­yin. Asla şöyle demeyin “Bunu veya şunu yaparsan veya ba­na uyacak biçimde bazı yönlerini değiştirirsen, sana kabul gösteririm. Bu göstermemiz gereken ilgi ve sevgiyi bazı şart­lara bağlamaktır.

Kısaca hayatın olağan akışına kendinizi bırakın. Farklılık kadar büyük zenginlik yoktur. Bunun keyfini çıkarın..

Ali Özel

 

Kaynak: Canten Kaya

Yazıyı beğendiniz mi? Paylaşmaya ne dersiniz?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *